ISSN 2587-1145

TR    ENG

 

Volume : 1 Issue : 1 Year : 2018

Current Issue Archive Popular Article Ahead of Print Submit Your Article
 
  Search






: 1 (1)
Volume: 1  Issue: 1 - 2018
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.Editorial

Page I

RESEARCH ARTICLE
2.Serum gama-glutamyltransferase level in patients with Cardiac Syndrome X
Aydın Rodi Tosu, Mahmut Uluganyan, Derya Öztürk, Muhammed Hulusi Satılmışoğlu, Fatih Uzun, Aydın Yıldırım
doi: 10.5222/ICVSR.2018.54264  Pages 1 - 6
GİRİŞ ve AMAÇ: Kardiyak sendrom X hâlâ tam olarak bilinmemektedir. En sık kabul edilen patogenez mikrovasküler disfonksiyondur. Bir antioksidan olarak gama-glutamiltransferaz vascular fonksiyonda önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada kardiyak sendrom X ile serum gama-glutamiltransferaz düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma popülasyonu 58 hasta ve 44 kontrol deneğinden ibaretti. Anjina pektoris, pozitif koşu bandı testi ve normal anjiyografi bulguları gibi kardiyak sendrom X kriterlerini karşılayan hastalar çalışmaya alındı.
BULGULAR: Her iki grup yaş, vücut kitle indeksi, sigara içme durumu ve diabetes mellitus öyküsü açısından benzerdi (sırasıyla, p=0.686, p=0.424, p=0.76 and p=0.503). Kardiyak sendrom X grup anlamlı derecede daha fazla sayıda kadın hasta ve hipertansif hastalardan ibaretti
(sırasıyla p=0.022 ve p=0.048). Başlangıçta laboratuvar parametreleri, kreatinin, hemoglobin, lipit profili ve karaciğer enzimleri her iki grupta benzerdi. Kardiyak sendrom X grubunda serum gama-glutamiltransferaz düzeyi kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksekti (p=0.000000006).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma kardiyak sendrom X ile serum gamaglutamiltransferaz düzeyi arasında yüksek derecede önemli bir ilişkinin bulunduğunu göstermektedir.
INTRODUCTION: Cardiac syndrome X is still an unknown disease exactly. The most accepted pathogenesis is microcirculatory dysfunction. As an antioxidant, gamma-glutamyltransferase plays an important role in vascular function. In this study we aimed to examine the relation between cardiac syndrome X and serum gamma-glutamyltransferase level.
METHODS: The study population consisted of 58 patients and 44 control subjects. Patients fulfilling cardiac syndrome X criteria which are; angina, positive treadmill test and normal coronary angiography, were includedin the study.
RESULTS: Both groups were similar in terms of age, body mass index, smoking status and diabetes mellitus history (p=0.686, p=0.424, p=0.76 and p=0.503 respectively). The cardiac syndrome X group consisted of significantly greater number of female and hypertensive patients (p=0.022 and p=0.048, respectively). Baseline laboratory parameters, glucose, creatinine, hemoglobin, lipid profile and liver enzymes were similar for both groups. Cardiac syndrome X group had very significantly higher level of serum gamma-glutamyltransferase level than the control group (p=0.000000006).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The present study demonstrated that highly significant relation is found between cardiac syndrome X and serum gamma-glutamyltransferase level.

3.Does Countries’ Income Status and Cardiovascular Research Performance Effect Cardiovascular Mortality Rates?
Gülay Ekinci, İhsan Bakır
doi: 10.5222/ICVSR.2018.09719  Pages 7 - 19
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmamızda küresel mortalite oranları ile Bilimsel Yayın Etki Değeri (BYED) ve ülkelerin gelir durumu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu makale ‘scientometric’ bir araştırmadır. Dünya, Ülkeler ve Gruplar Bilimsel Yayın Sayısı - Tıbbi Bilimler, 2010-2015 raporu, WHO Noncommunicable Diseases Country Profiles 2014 ve How does the World Bank classify countries? raporları incelenmiştir. Her üç rapordan elde edilen veriler doğrultusunda 194 ülkeden gelir durumu ve Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar (BOH) mortalite oranlarına ait her iki verinin bir arada olduğu 172 ülke tanımlayıcı metodlar ve korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Analizlerde SPSS 23 programı kullanılmıştır.
BULGULAR: Ülkelerin gelir miktarı ile Kardiyovasküler Hastalıklar (KVH) alanında yapılan BYED arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde güçlü bir ilişki vardır (p=0,000 ve r=0,58). Ülkelerin gelir miktarı ile Periferik Damar Hastalıkları (PDH) alanında yapılan BYED arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde güçlü bir ilişki vardır (p=0,000 ve r= 0,638). KVH alanında yayın yapan ülkelerin gelir miktarı ile kardiovasküler mortalite oranları arasında negatif yönlü düşük düzeyde zayıf bir ilişki vardır (p=0,092 ve r= -0,251). PDH alanında yayın yapan ülkelerin gelir miktarı ile kardiovasküler mortalite oranı ile arasında negatif yönlü düşük düzeyde zayıf bir ilişki vardır (p=0,150 ve r= -0,218). Kardiovasküler mortalite oranı ile KVH alanında yapılan yayınların BYED arasında negatif yönlü yüksek düzeyde güçlü bir
ilişki vardır (p=0,000 ve r= -0,525). Kardiyovasküler mortalite oranı ile PDH alanında yapılan yayınların BYED arasında negatif yönlü orta düzeyde zayıf bir ilişki vardır (p=0,005 ve r=-0,413). KVH alanında bilimsel yayın yapmayan ülkelerin gelir miktarı ile kardiovasküler mortalite oranları arasında pozitif yönlü orta düzeyde zayıf bir ilişki vardır (p<0,05 ve r= 0,435).
TARTIŞMA ve SONUÇ: KVH dünyada 2 milyardan fazla insan için en büyük birinci tehdit unsuru olup; ülkelerin sağlık harcamaları ve ekonomik gelişmeleri açısından da önemli bir yük ihtiva etmektedir. Çalışmamızda ülkelerin gelirleri, bilimsel yayınlarının etki değeri ve mortalite oranları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
INTRODUCTION: The aim of our study was to evaluate the relationship between global mortality rates and the income distribution of countries with the Scientific Publication Impact Value (SPIV).
METHODS: This study is a ‘scientometric’ research. We analized World, Countries and Groups Number of Scientific Publications - Medical Sciences, 2010-2015 report, World Health Organization (WHO) Noncommunicable Diseases Country Profiles 2014 and How does the World Bank classify countries? 172 countries with a combination of both data on income status and Noncommunicable Diseases (NCD) mortality rates from 194 countries in line with the data obtained from all three reports were subjected to descriptive methods and correlation analysis. SPSS 23 program was used in the analysis.
RESULTS: There is a highly positive correlation between income status of the countries and SPIV of Cardiovascular Diseases (CVD) (p=0.000 and r= 0.58). There is a highly positive correlation between income status of the countries and SPIV of Peripheral Vascular Diseases (PVD) (p=0.000 and r= 0.638). There is a weakly negative correlation between cardiovascular mortality rates and the income status of the countries making publications in the field of CVD (p=0.092 and r= -0.251). There is a weakly negative correlation between cardiovascular mortality rates and the income status of the countries making publications in the field of PVD (p=0.150 and r= -0.218). There is a highly negative correlation between cardiovascular mortality rates and SPIV of CVD (p=0.000 and r= -0.525). There is a moderately weak negative correlation between cardiovascular mortality rates and SPIV of PVD (p=0.005 and r= -0.413). There is a moderately weak but positive correlation (p<0.05 and r= 0,435) between the income status of countries (that does not make scientific publications in the field of CVD), and cardiovascular mortality rates.
DISCUSSION AND CONCLUSION: According to the study, CVD is the biggest threat to more than 2 billion people in the world; but also an important burden on countries’ health spending and economic development. Statistically significant relationships were found between the mortality rates and country incomes and impact factor of scientific publications.

CASE REPORT
4.A Rare Complication of Iliac Artery Aneurysm Repair in Patient with Behçet’s Disease: Psoas Muscle Abscess
Onur S. Göksel, Helin El, Akif Önalan, Emre Gök, İhsan Bakır, Ufuk Alpagut
doi: 10.5222/ICVSR.2018.32932  Pages 20 - 23
Amaç: Behçet hastalığında vasküler tutulum nadir görülür ancak bazı durumlarda hayatı tehdit eden senaryolara sahip klinik resmin ön planında olabilir. Bu çalışmada behçet hastalığı olan bir hastada sağ eksternal iliyak arter anevrizmasının cerrahi onarımını takiben nadir görülen bir komplikasyonla ilgili deneyimimizi sunuyoruz.
Gereç ve Yöntem: 22 yaşındaki erkek ateş ve titreme, sağ alt karın ağrısı ve sağ femur dikey insizyon skarının üst ucundaki püs drenajı ile kardiyovasküler cerrahi kliniğine yönlendirildi. Behçet hastalığı için tedavi öyküsü ile yaklaşık 3 ay önce başka bir klinikte 8 mm ePTFE tüp greft interpozisyonu ile distal dış ilyak anevrizma için cerrahi bir onarımı vardı.
Bulgular: Hastaya, sağ alt retroperitoneal insizyon yoluyla giriş ile birlikte pus açık drenajı yapılması planlandı. Ameliyat boyunca, greft enfeksiyonu ya da hematom belirtisi olmadan greftin periferik dokulara sıkıca yapıştığı anlaşıldı. Femur insizyon yara izi kırıldı ve derin kültürler alındı.
Sonuç: Seyreklik aralığına rağmen, arteriyel komplikasyonları olan hastalar, yaygın olarak tanımlanan ve tekrar eden komplikasyon spektrumunun yanı sıra, böyle klinik durumlar için son derece dikkatli takip edilmelidir.
Objectives: Vascular involvement in Behcet’s disease is rare, but may be at the forefront of the clinical picture with possible life-threatening scenarios. We present our experience with a rare complication following surgical repair of a right external iliac artery aneurysm in a patient with Behçet’s disease.
Material and Methods: A 22-year old man was referred to our cardiovascular surgery clinic with fever and chills, right lower abdominal pain and pus drainage from the superior end of the right femoral vertical incision scar. He had a history of therapy for Behcet’s disease and a surgical repair for a distal external iliac aneurysm with an 8 mm ePTFE tube graft interposition almost 3 months ago at another clinic.
Results: Patient was scheduled for an open drainage of pus with entry through a right lower retroperitoneal incision. Throughout surgery, the graft was observed to be intact with firm adhesion to the peripheral tissues and no sign of graft infection or hematoma. Femoral incision scar was debrided and deep cultures were withdrawn.
Conclusion: Although rare, patients with arterial complications should be followed with utmost concern for such clinical situations besides the widely-described and recurrent spectrum of complications.

5.Non-Coronary Bare Metal Stent Infection: A Case Report and Review of Literature
P. Astarci, M. Elens, J. Possoz, V. Lacroix, R. Verhelst
doi: 10.5222/ICVSR.2018.25733  Pages 24 - 29
Amaç: Koroner olmayan çıplak metal stent enfeksiyonunun internal karotid arter seviyesinde gözden geçirilmesi ve
deneyimimizin bildirilmesi.
Gereç ve Yöntem: Koroner olmayan çıplak metal stent enfeksiyonunun risk faktörlerini, patofizyolojisini,tedavisini ve önlenmesini tanımlamak için Medline veritabanının sistematik olarak araştırılması yapılmıştır.Benzer analizler ve olgularımızın karşılaştırılması literatür taramasına göre yapılmıştır.
Bulgular: Literatürde 48 koroner olmayan çıplak metal stent enfeksiyonu olgusu saptadık. Stent enfeksiyonu nadirdir, ancak sıklıkla ciddi komplikasyonlarla ilişkilidir. Olguların % 83.3’ünde acil cerrahi girişim gerektirmektedir. 25 olguda (% 52) enfeksiyon bir ekstremitenin ampütasyonuna veya bir viseranın çıkarılmasına yol açmıştır. Bildirilen mortalite olguların % 22.9’du. Raporumuzda,
hasta başvurudan sonraki 24 saat içinde acil ameliyata alındı ve hayatta kaldı. Enfekte stent, çevredeki atardamar ve tüm enfekte olmuş dokularla birlikte çıkarıldı. Safen ven rekonstrüksiyonu ile anatomik rekonstrüksiyon mükemmel bir sonuçla yapıldı.
Sonuç: Stent enfeksiyonu endovasküler tedavinin nadir fakat ciddi bir komplikasyonudur. Bu yazı, çıplak metal stent infeksiyonunun hızlı tanı ve tedavi sonucu bu probleme bağlı gelişen morbidite ve mortaliteyi azaltabileceği, dolayısıyla çıplak metal stent infeksiyonundan ciddi şekilde şüphe edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Objectives: Review of non coronary bare metal stent infection and report of our experience of stent infection at the level of the internal carotid artery.
Material and Method: A systematic search of the Medline database has been performed to identify the risk factors, the pathophysiology, the treatment and the prevention of non-coronary bare metal stent infection. Similar analysis and comparison of our cases has been done according to the literature founding.
Results: We identified 48 non-coronary bare metal stent infection case reports in the literature. The stent infection is rare, but associated with serious complications often necessitating an emergency surgery in 83.3% of cases. In 25 cases (52%), infection led to amputation of an extremity or removal of a viscera. Reported mortality was 22.9% of the cases. In our report the patient had an emergent surgery
within the 24 hours after the admission and survived. The infected stent has been removed with the surrounding artery and all the infected tissues. An anatomical reconstruction with a saphenous vein reconstruction has been done with an excellent result.
Conclusion: Stent infection is a rare but serious complication of the endovascular treatment. This paper highlights the need to have a high index of suspicion of bare metal stent infection, since prompt diagnosis and treatment can ultimately decrease the morbidity and mortality associated with this devastating problem.

6.Can Anterior Mediastinal Masses be Managed Concomitantly During Coronary Artery Bypass Graft Surgery?
Erman Bağatürk Öztürk, Ersin Kadiroğulları, Taner İyigün, İhsan Bakır
doi: 10.5222/ICVSR.2018.76486  Pages 30 - 34
Koroner bypas operasyonlarından önce rastlantısal tespit edilen ön mediasten kitleleri görülme olasılığı son yıllarda artmaktadır. Bu hastaların tespiti durumunda, tedavi planı halen kombine girişim uygulanması veya daha önce biyopsi alınıp karar verilmesi açısından tartışma yaratmaktadır. Bu kitlenin timoma olması olasılığında median sternotomiyle aynı anda kitlenin eksizyonu da yapılabilmektedir. Bu yazıda, 60 yaşındaki bir hastanın, koroner arter bypas cerrahisi öncesinde rastlantı sonucu saptanmış ve aynı seansta total olarak çıkarılmış ön mediasten kitlesinin cerrahi tedavisi sunulmuştur. Ön mediasten kitlelerinin eksizyonu, sternotomi ile yapılan kalp ameliyatları ile eşzamanlı yapılabilir.
The incidence of incidentally detected anterior mediastinal masses before coronary bypass grafting is increasing in recent years. In case of detection of these patients treatment planning creates controversies related to combined intervention or taking biopsies before decision-making. If this mass is by chance a thymoma then this mass can be excised at the same session through median sternotoımy. In this paper, surgical treatment of a 60-year-old patient whose anterior mediastinal mass was incidentally detected, and totally removed before coronary artery bypass surgery was presented. Excision of anterior mediastinal masses can be performed concurrently with cardiac surgeries through
sternotomy incision.

7.Transaxillary Approach Through Posterolateral Incision for Superior Sulcus Tumor
Murat Akkuş
doi: 10.5222/ICVSR.2018.98608  Pages 35 - 39
Superiyor sulkus tümörü superiyor torasik girişe uzanan bir lezyondur. Torasik inlete ulaşım zorluğu nedeni ile bu tömürlere yaklaşım ana problemdir. Bu nedenle bu tömörleri tedavi eden cerrahlar bu tömörlere ulaşım yolarına aşina olmalıdır.
Bu çalışmada posterolateral torokotomi ve trans aksiller tekniği kombine ederek oluşturduğumuz ve iki olguda uyguladığımız yeni bir yaklaşımı sunmak istiyoruz. Her iki olguda da bu yaklaşım uygulanarak tümörler tam olarak rezeke edildi.
Bu yaklaşım apikal göğüs duvarı ve nörovasküler yapılara ulaşımı kolaylaştırır.
The superior sulcus tumor is a lesion which extends into the superior thoracic inlet. The major problem of these tumors is management due to the difficulty of access to the thoracic inlet. Therefore, surgeons treating these cancers should be familiar with the access routes to these
tumours.
In this study we aimed to present a new approach in which we have combined two previous techniques, posterolateral thoracotomy and transaxillary techniques, which we have used in two cases. In both of these cases the tumors were resected completely using this versatile approach.
This approach facilitates easier access to the apical chest wall and neurovascular structures.

8.Do you 'Resect' or 'Respect' ?
Çağla Canbay, Ömer Ali Sayın, Onur Selçuk Göksel, İhsan Bakır
doi: 10.5222/ICVSR.2018.08208  Pages 40 - 42
İzole triküspid kapak enfektif endokarditi (TVIE) nadir görülen bir klinik tablodur. TVIE çoğunlukla intravenöz ilaç kullanımı ile ilişkilidir. Büyük vejetasyonlar ve septik pulmoner emboli, tıbbi tedavi başarısız olduğunda, cerrahi tedavi gerektirir. Uyuşturucu kullanma öyküsü olan 32 yaşında erkek hasta ateş ve titreme nedeniyle hastaneye yatırıldı. Tomografisi septik pulmoner emboliyi doğruladı. Transtorasik ekokardiyografi (TTE), triküspid kapakçıklarda (TV) ciddi triküspit regürjitasyon, patent formen ovale ve mobil, büyük vejetasyonlar gösterdi. Cerrahi düzeltme, halka anüloplasti ile TV’nin ön ve arka yaprakçıklarının yaprakçıklar üzerindeki geniş çaplı debridmanı ve monokülerpidizasyonundan oluşuyordu. TTE’de eser TV yetmezliği ortaya çıkmıştır. Postoperatif dönem sorunsuz geçti ve hasta 6 haftalık antibiyotik tedavisinden sonra taburcu edildi. TVIE operasyonları düşük morbidite ve mortalite ile gerçekleştirilebilir. Septik pulmoner emboli, büyük vejetasyonlar ve başarısız medikal tedaviler TVIE için erken operasyon için önemli endikasyonlardır. Daha erken cerrahi düzeltme, TV onarımı şansının artmasına ek olarak, pulmoner ve sistemik emboli ve TV yaprak dokusunun daha fazla tahribatını önleyecektir.
Isolated tricuspid valve infective endocarditis (TVIE) is a rare clinical entity. TVIE is mostly associated with intravenous drug use. Surgical treatment requires when medical treatment is failed, large vegetations and septic pulmonary embolism. A 32 years old male with a history of drug use was admitted to hospital because of fever and chills. Computed tomography confirmed septic pulmonary embolism. Transthoracic echocardiography (TTE) showed severe tricuspid regurgitation, patent formen ovale and mobile, large vegetations on the leaflets of tricuspid valve (TV). Surgical correction consisted of extensive debridement of infective tissues on the leaflets and monocuspidisation of anterior and posterior leaflets of TV with ring annuloplasty. Trace TV insufficiency was revealed in TTE. Postoperative period was uneventful and the patient was discharged after 6 weeks of antibiotic treatment. TVIE operations can be performed with low operative morbidity and mortality. Septic pulmonary embolism, large vegetations, and failed medical therapies are important indications for early operation for TVIE. Earlier surgical correction will prevent further pulmonary and systemic embolism and further destruction of TV leaflet tissue, in addition to increasing the chance of TV repair.



 
Copyright © 2018 ICVSR All Rights Reserved
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale